Liberal SİVİL toplum fikri sadece Doğu Despotizmine muhalif değildi aynı zamanda VATANDAŞLIK fikrinin kendisine de muhalifti. Çünkü VATANDAŞLIK fikri Oryantalist DOĞU’ya boyun eğdirme fikri ile çelişkiliydi.
BU da şöyle bir sonuca vardı Eğer DOğulu Despotik düzen Batı’ya boyun eğiyorsa o medeni sayılabilir ona izin verilebilirdi.
(Halbuki Patricia Spingborg’un hatırlattığı gibi, kadim “Yakın Doğu Toplumları” tüccarın varlığı ve hakları açısından, kayıtlı en eski ve uzun medeni ve ŞAHSİ kanun tarihine sahipti. Ve bu kanunlar Sözleşme biçimlerinin öncüsü sayılabilirdi)
Joseph A Massad, Liberalizmde İslam, s:74
Batılı oryantalistler İslam toplumlarını sürü olarak görür orada bireyselliğin var olabileceğine ihtimal vermediler. Eğer orada bireyselliğin olduğunu kabul etmiş olsalardı BATILILARIN üstünlük iddiaları havada kalacaktı. Zira Batılı düşünce üstünlüğünü BİREYSELLİK üzerinden iddia eder.
Halbuki Müslümanlar farz namazları CEMAAT’le kılar ama sünnetleri TEKER teker kılarlar.
Farzda imamın arkasında sırlanırlarken, sünnette dağılırlar.
Azap, onları Cemaatken yakalarken, Allah’a hesabı teker teker BİREY olarak verirler.
CEMAATİN birlikteliği ve kafire karşı bütünlük korunurken CEMAATİN bireyi yok etmesine de müsaade edilmez, diye işitmiştim.
Eğer Doğulu Despotik düzen Batı’ya boyun eğiyorsa o medeni sayılabilir ona izin verilebilirdi.
Mesela Lord Lugard Afrika sömürgelerinde “Doğrudan olmayan yönetim” diye bir şey icad etmişti. Bu da bir nevi emperyalizm sponsorluğunda yerel despotluklar ortaya çıkarmıştı.
Bu sistemi George Padmore şöyle izah ediyor:
“Hiç bir Doğulu Despot, bu Batı destekli yerel Siyahi zorbalardan daha büyük bir güce sahip değildi. Arka planda sessizce duran beyaz yetkililerden aldıkları destek sayesinde böylesi bir güce ulaşmışlardı.”
Joseph A. Massad, Liberalizm İslam, s:74
Batılı zalimler aramızdan köksüz, görgüsüz, ahmak, cahil ve KİBRİ Tanrı Dağından yüksek tipleri aramızdan seçip başımıza getiriyor.
Para, Güç ve siyasetle onları destekleyerek ZULÜMLERİ İle bizi sindirmelerini, korkutmalarını, aşağılamalarını, kişiliksizleştirmelerini seyrediyor ve sonra diyor ki bu Doğululardan Adam olmaz. Kurdukları sistemler çok İLKEL.
Bir sürü var bunlardan İslam coğrafyasında Tacikistan’dan tut BAE’ye kadar, Suud’dan tut Mısır’a, Azerbaycan’a kadar.
Böyle demeye mi çalışıyor bu yazar acaba?
