Giriş:
İslam hukuk usulü ve tasavvuf düşüncesinde azimet (şer’i hükümlerin asıl ve genel kuralı) ile ruhsat (zorluk durumlarında getirilen istisnai kolaylıklar) kavramları, genellikle ameli ibadetler üzerinden ele alınır. Ancak bu metinde, Allah’ın evrendeki sünneti/düzeni (âdet-i İlahiye) esas alınarak kavramsal bir derinleşmeye gidilmekte; azimetlerin genel düzeni temsil ettiği, ruhsatların ise bu düzenin dışına çıkılan durumları kapsadığı vurgulanmaktadır. Metnin önceki kısımlarında ruhsatın şartları (kolaylık arayışını gaye edinmemek, Şari’in maksadına aykırı hareket etmemek) genel hatlarıyla işlenmişken; bu bölümde konu daha da derinleştirilerek “harikuladelikler ve evliyanın kerametleri” de özel birer ruhsat kategorisine dâhil edilmekte, bu hallerin nefsi hazlar veya dinde nihai bir amaç haline getirilmemesi gerektiği fikri işlenmektedir.
On Birinci Mesele:
1. Azimet ve Ruhsatın Âdet-i İlahiye ile İlişkisi
- Azimet: Normal ve alışılagelmiş durumları (sağlık, ikamet, suyun varlığı vb.) kapsar. Dinin genel emir ve yasakları (namazın tam kılınması, su ile taharet, haramlardan kaçınma) bu standart akış üzerine bina edilmiştir.
- Ruhsat: Âdet-i İlahiyenin normal seyrini yitirdiği, harici veya arızi durumların (hastalık, sefer, darlık) ortaya çıktığı anlarda geçerlilik kazanır.
2. Harikuladeliklerin (Kerametlerin) Özel Ruhsat Sayılması
Âdet-i İlahiyenin dışına çıkılması ikiye ayrılır:
- Genel Durumlar: Hastalık ve yolculuk gibi herkes için geçerli olan hafifletici sebepler.
- Özel Durumlar (Harikuladelikler): Velilerin yaşadığı sıra dışı hallerdir (taşın altına, suyun süte dönüşmesi vb.). Bunlar da birer özel ruhsat hükmündedir. Çünkü bu haller, dünyevi yükümlülüklerin meşakkatini ve kesb (çaba) ihtiyacını geçici olarak kaldıran hafifletmelerdir.
3. Kerametlerin Kullanımındaki Niyet ve Şartlar
- Şer’i Bir Garaz: Tıpkı genel ruhsatlarda olduğu gibi, keramete dayalı harikuladelikler de kişisel hazlar veya meşakkatten kaçmak amacıyla talep edilemez/kullanılamaz. Peygamberler mucizeleri, veliler kerametleri ancak dini bir maslahat veya imanı güçlendirmek (kalbin mutmain olması) için sergilerlerse bu durum ruhsat kapsamından çıkıp asıl amaca hizmet eder.
- Peygamber Örneği: Hz. Peygamber (A.S.), önünde dağların altına dönüşmesi imkânı varken kulluk mertebesini ve âdet-i ilahiyeye uymayı (bir gün doyup şükretmeyi, bir gün aç kalıp sabretmeyi) seçmiştir. Harikuladeliklere sırt dönüp normal esbaba tevessül etmek, azimetle amel etmenin aslıdır.
4. İtiraz ve Cevap
- İtiraz: Kerametle rızık elde eden ile çalışarak elde eden arasında sonuç bakımından fark yoktur; öyleyse keramete niçin ruhsat densin?
- Cevap 1 (Nakli): Hz. Peygamber harikuladelik göstererek yaşama imkânına sahipken genel sünneti (çaba ve imtihan düzenini) tercih etmiştir.
- Cevap 2 (Akli/Süluki): Normal yoldan kazanmak azimettir. Keramet ise zımnen yükümlülük meşakkatini kaldırdığı ve nefse haz/meyil verebileceği için bir imtihan vesilesidir ve ruhsat konumundadır.
5. Tasavvufi Meselelere Yansıması ve Sonuç
- Keramet Bir Amaç Değildir: Sufi büyüklerinin (Ebu Yezid el-Bistami, Ebu Turab en-Nehşubi vb.) belirttiği üzere, keramete dayanmak veya onu arzulamak yolun amacı değildir. Keramete takılıp kalmak “istidrac” (kandırılma/tuzak) riski taşır.
- İrşad Ehliyeti Göstergesi Değildir: Harikuladelikler seyrüsülukun nihai makamlarından sayılmaz; bir kimsenin veli, mürşid veya terbiye ehli olduğunu doğrudan kanıtlamaz.
- Ganimet Benzetmesi: Nasıl ki cihadda asıl maksat zafer ve i’lâ-yi kelimetullahtır, ganimet ise sadece yan bir sonuçtur; keramet de kulluk yolculuğunda sadece yan bir ikramdır, asıl hedef değildir.
