13 Eyl 26 - Paz 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > İsrail’in Nüfus Mühendisliği: Yemen Yahudilerinin nakli

İsrail’in Nüfus Mühendisliği: Yemen Yahudilerinin nakli

İsrail Devleti’nin 1948’deki kuruluşu, Filistin toprakları üzerinde bir “Yahudi çoğunluğu” oluşturma zorunluluğuna dayanıyordu. Siyonist ideoloji, devletsiz geçen yüzyılların ardından jeopolitik varlığını sürdürebilmek için kitlesel göçü (Aliyah) temel bir ulusal güvenlik doktrini olarak benimsemiştir.

Bu doğrultuda İsrail, dünyadaki tüm Yahudi topluluklarını toplamak amacıyla askeri ve istihbari nitelikli nüfus aktarma operasyonları düzenlemiştir. Irak Yahudilerinin tahliyesini kapsayan Ezra ve Nehemya, Fas Yahudilerini getiren Yakhin ve Etiyopya Yahudilerini taşıyan Musa ile Süleyman operasyonları, bu Siyonist demografi mühendisliğinin en somut örnekleridir.

Ancak bu kitlesel operasyonların yürütülebilmesi, öncelikle “Kim Yahudidir?” (Mihu Yehudi?) sorusunun yasallık kazanmasını gerektirmiştir. İsrail Hukuku’nun mihenk taşı olan 1950 tarihli Geri Dönüş Yasası (Law of Return), geleneksel Ortodoks Yahudi hukuku olan Halaha esaslarına dayanır.

Halaha’ya göre Yahudilik, yalnızca Yahudi bir anneden doğmakla ya da Ortodoks kurallara uygun biçimde Yahudiliğe geçmekle (Giyur) mümkündür. İsrail devleti, ulus-devlet inşasında bu tanımı araçsallaştırmış; seküler siyasi hedefleri ile dini meşruiyeti harmanlayarak küresel diyasporayı ideolojik bir şemsiye altında toplamıştır.

Yemen Yahudilerinin Tarihsel Kökleri ve Asr-ı Saadet Dönemi

Yemen Yahudiliği (Mizrahi/Temanim), İbrani diyasporasının otantik geleneklerini, İbranice telaffuzunu ve ayin biçimlerini en saf haliyle muhafaza etmiş en köklü topluluklardan biridir. Kökleri Birinci Tapınak dönemi olan M.Ö. 6. yüzyıla kadar uzanan bu topluluk, Himyeri Krallığı döneminde (özellikle Yahudiliği benimseyen Kral Zû Nüvâs zamanında) bölgenin en etkin siyasi ve dini gücü haline gelmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde Yemen, Yahudi ve Hristiyan nüfusun yanı sıra Sasani nüfuzundaki Zâtü’l-Ebnâ (Ebnâ) topluluğunun bulunduğu karmaşık bir yapıya sahipti. İslam’ın Arap Yarımadası’nda yayılmasıyla birlikte Yemen’deki güç dengeleri değişmiştir.

Bu süreçte en kritik aktör, Sasani İmparatorluğu’nun Yemen Valisi olan Bâzân (Bâzâm)’dır. Hz. Peygamber’in Sasani Kısrası Hüsrev Perviz’in devrileceğine ve öldürüleceğine dair gaybi haberinin gerçekleşmesi üzerine Bâzân, kendi iradesiyle Müslüman olmuş ve emrindeki halkla birlikte İslam’ı kabul etmiştir.

Bâzân’ın Müslüman olmasıyla Yemen topyekun bir idari dönüşüm yaşamış, bölgedeki Yahudi topluluğu ise İslami hukuk çerçevesinde Cizye ödeyerek “Zımmi” (devlet güvencesindeki gayrimüslim) statüsünü elde etmiştir. Böylece Yemen Yahudileri, asırlar boyunca Zeydi İmamlığı ve yerel kabilelerin himayesi altında kendi dini hukuklarını muhafaza ederek varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Sihirli Halı Operasyonu (Operation Magic Carpet) ve Aktörleri

İsrail Devleti’nin kuruluşu ve 1948 Arap-İsrail Savaşı, Yemen’de anti-Siyonist tepkileri tetiklemiş, özellikle 1947 Aden Olayları sonrasında Yahudiler üzerindeki güvenlik riski tırmanmıştır.

Bu konjonktürde İsrail, Haziran 1949 – Eylül 1950 tarihleri arasında resmi adı “Kartal Kanatları Operasyonu” olan, ancak kamuoyunda Sihirli Halı Operasyonu olarak bilinen devasa bir tahliye harekatı başlatmıştır. Yaklaşık 45.000 ila 50.000 Yemen Yahudisi, gizli bir hava köprüsüyle Aden’den Tel Aviv’e taşınmıştır.

İsrail’deki Ma’abarot (transit çadır kampı) yaşamı. Kaynak: Stringer . / Reuters

Bu operasyon, çok uluslu ve karmaşık bir istihbarat/lojistik organizasyonunun ürünüdür:

İsrail Hükümeti ve Mossad: Tahliyenin ideolojik, finansal ve istihbari planlamasını yürütmüştür.

Amerikan Yahudi Dağıtım Komitesi (JDC): Operasyonun sahadaki insani, tıbbi ve finansal yükünü üstlenmiştir.

Büyük Britanya (İngiliz Manda İdaresi): O dönem koruması altında bulunan Aden’i toplama ve kalkış üssü olarak kullanıma açmış, transit geçişleri kolaylaştırmıştır.

Yemen İmamı (İmam Ahmed): Yahudilerin taşınır mülklerini terk etmeleri ve geride kalan gayrimenkullerinin kamulaştırılması karşılığında ülkeden çıkışlarına resmi izin vermiştir.

ABD Sivil Havacılık Şirketleri (Alaska Airlines vb.): Arap ülkelerinin hava sahası yasağını delmek amacıyla uçaklardaki resmi İsrail simgeleri kaldırılmış ve özel kiralık uçaklarla gizli uçuşlar gerçekleştirilmiştir.

İsrail’de Yemenli Çocuklar Skandalı ve Sosyo-Politik Yansımaları

İsrail’e ulaştırılan Yemen Yahudileri, Aşkenaz (Avrupa kökenli) Siyonist elitlerin egemen olduğu seküler transit kamplara (Ma’abarot) yerleştirilmiştir. Bu süreçte İsrail tarihinin en karanlık ve travmatik insan hakları ihlallerinden biri olan Yemenli Çocuklar Skandalı (Yemenite Children Affair) yaşanmıştır.

Kamplarda salgın hastalık veya aşı bahanesiyle ailelerinden koparılan binden fazla bebek, hastanelerde “aniden öldüğü” gerekçesiyle ailelerine gösterilmeden ve gömü yeri belirtilmeden kayıtlardan silinmiştir.

Gerçekte ise bu dindar Mizrahi bebeklerin, oryantalist ve ırkçı bir yaklaşımla “ilkel ailelerin elinden alınıp modern Avrupalı seküler ailelere verilmesi” mantığıyla, çocuğu olmayan Aşkenaz ailelere usulsüz biçimde evlatlık verildiği iddia edilmiştir.

Yıllar sonra bu çocukların ailelerine askere çağrı tebligatlarının gelmesi ve açılan tabutların boş çıkması skandalı doğrulamıştır. İsrail devleti kurduğu üç ayrı soruşturma komisyonuyla olayı “sistemik hata ve biyrokratik kriz” olarak geçiştirmeye çalışsa da 2021 yılında mağdur ailelere taziye ve tazminat ödemeyi kabul etmek zorunda kalmıştır.

Bugün Yemen Yahudileri, yaşadıkları bu sistemik ayrımcılık ve dışlanmanın sosyolojik bir sonucu olarak İsrail’in sosyo-politik yelpazesinde belirgin bir tutum sergilemektedir.

Aşkenaz sol/seküler blokun (İşçi Partisi geleneği) kendilerine uyguladığı kültürel ve idari baskıya tepki olarak Yemenli Yahudiler, ağırlıklı olarak milli-muhafazakar ve sağ/aşırı sağ fraksiyonlarda (Likud, Shas ve Dini Siyonizm partileri) konumlanmışlardır.

Kendi kültürel kimliklerini koruma içgüdüsü, onları ironik bir biçimde İsrail’in en şahin, güvenlikçi ve Filistin karşıtı siyasi hatlarının destekçisi haline getirmiştir.

Siyonist Irkçılığın İki Yüzü: Filistinlilerden Yemen Yahudilerine

İsrail Devleti’nin kurucu aklı, yalnızca Filistin halkını mülksüzleştiren ve vatanından süren bir işgal aygıtı olarak değil; kendi dindaşına dahi renk, ırk ve coğrafya hiyerarşisi üzerinden zulmeden oryantalist bir tiranlık olarak tarihe geçmiştir.

Filistinli çocukları bombalarla katleden, evlerini başlarına yıkan ve zeytin ağaçlarını söken bu Siyonist üstünlükçü zihniyet; Yemen dağlarından “Vaat Edilmiş Topraklar” hülyasıyla getirdiği Yemenli Yahudi annelerin kucağından da öz evlatlarını çalmaktan geri durmamıştır.

Doğulu olmayı “medenileştirilmesi gereken bir ilkel kalıntı” sayan Aşkenaz elitizm, Yemenli Yahudilerin asırlık İbrani mirasını aşağılamış, dillerini çalmış ve bebeklerini gizli odalarda pazarlamıştır.

İsrail’in trajedisi tam olarak burada yatmaktadır: Filistin halkına reva görülen sistematik soykırım ve tecrit, kendi içindeki “öteki” Yahudi’ye uygulanan hırsızlık ve aşağılamayla aynı kirli pınardan beslenmektedir.

Doğu’nun kadim topraklarından sökülüp Siyonizm’in demografik piyonuna dönüştürülen Yemen Yahudilerinin çalınan bebeklerinin sessiz çığlığı, bugün Gazze’de enkaz altından yükselen feryatlarla aynı hakikati haykırmaktadır: İsrail, yalnızca coğrafyaları yıkan bir işgalci değil; insanlığın vicdanını, annelerin merhametini ve masumiyetin kendisini yağmalayan ırkçı bir rejimin adıdır.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir