04 Eyl 26 - Cum 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: Cevdet Paşa Meali – 40. Sure Mümin Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: Cevdet Paşa Meali – 40. Sure Mümin Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an’ı Kerim’in metni ile birlikte tercümesi 1928 yılında Türk Neşriyat Yurdu tarafından yayınlanmış. Yakup Döğer Bey’in Latin alfabesine çevirisiyle; okuyucunun anlama zorluğu çekeceğini düşündüğümüz kelimeleri parantez içinde sadeleştirerek yayınlıyoruz. (Bu Latin alfabesine çevirinin orijinal Osmanlıca metnine ARŞİV bölümünden ulaşabilirsiniz.) https://fikiryorum.net/arsiv/ahmet-cevdet-pasa-kuran-kerim-meali-osmanca-1/)

40- Cevdet Paşa Meali – Mümin Suresi

Mekke’de nazil olmuş, 85 ayettir.

Rahmet ve inayet sahibi Allah’ın ismiyle başlarım

1- Hükmüm ve mülküm hakkı için

2- Kur’an galip ve kadir ve her şeye alim olan Allah tarafından indirilmiştir.

3- Günahları mağfiret edici, tövbeyi kabul eyleyici, ikabı (cezalandırma) şiddetli, keremi çok. Ondan başka ilah yoktur. Nihayet rücu (dönüş) Onadır.

4- Allah’ın ayetlerinde kâfirler cedel (tartışma) ederler. Onların memleketlerde tekallübleri (dönüp dolaşma), gelip gitmeleri seni aldatmasın.

5- Onlardan evvel Nuh Kavmi ve ondan sonra bir takım akvam (kavimler) tekzib (yalanlama) ettiler. Ve her ümmet kendi resullerini ahz-u helak (resulleri ortadan kaldırmak) etmeye himmet (gayret) eylediler. Onunla hakkı iptal etmek maksadıyla, batıl ile mücadele ettiler. Ben onları helak ettim. İkabım (cezalandırma) nasıl oldu?

6- Onlar gibi bu kâfirler üzerine de rabbinin hükmü hak oldu. Onlar cehennem ehlidirler.

7- Arşı hamil (yüklenmek, taşımak) olanlar ve etrafında bulunanlar rablerinin hamdıyla tespih ederler ve Ona inanırlar. Ve iman edenler için istiğfar eyleyerek: “Ya rabbi! Her şeye rahmet ve ilmin vasi (kuşatma, sarma) oldu. Tövbe edip senin yoluna tabii olanları mağfiret buyur ve onları cehennem azabından sakla.”

8- “Ya rabbi! Onları ve babalarından, zevcelerinden ve zürriyetlerinden salih olanları vadettiğin adn cennetlerine idhal ( içine koyma) et. Sen galip ve kadir ve hakimsin.”

9- “Ve onları günahlarından sakla. O gün seyyiattan (kötülükler) sakladıklarına muhakkak rahmet ettin. Bu da büyük fevzdir (kurtuluş, selamet)” derler.

10- Kafirlere, “Allah’ın azabı sizin kendi nefsinize zararınızdan büyüktür. Siz imana davet olunduğunuzda küfür ettiniz” diye nida (seslenme) olunur.

11- Onlarda: “Ya rabbi! Bizi iki defa öldürdün ve iki defa ihya ettin. Günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için yol var mıdır?” derler.

12- Onlara: “Bu azap size, bir Allah’a davet olunduğunuzda küfür ettiğiniz ve Ona şirk olunur ise iman ettiğiniz içindir. Hüküm, ali büyük olan Allah’ındır” denilir.

13- O Allah ki, size ayetlerini gösterir. Ve sizin için semadan (gökyüzü) rızık indirir. Bununla ancak taata (itaat etme) rücu (dönme, yönelme) edenler mütenebbih (aklını başına alma) olurlar.

14- Ve Allah’a muhlis (ihlaslı) olduğunuz halde ibadet edin. Eğer kâfirler bundan ikrah (hoşlanmama) ederlerse de.

15- O, derecesi yüksek ve arşın sahibidir. Emrinden vahyi, kıyamet günü ile inzar (uyarma) etmesi için kullarından dilediğine ilka eder (kalbine yerleştirir).

16- O günde onlar Allah’ın huzuruna çıkarlar. Onların bir şeyi Allah’tan gizli kalmaz. Bugün, “mülk kimindir?” denilir. Yine, “Vahid kahhar olan Allah’ındır” diye nida (seslenme) olunur.

17- Bugün herkes kazandığı ile ceza olunur. Bugün zulüm yoktur. Allah seri-ül hesaptır (hesabı çabuk görendir).

18- Onları kalplerin boğazlara kadar çıktığı ve yeis (üzüntü, keder) ile dolduğu kıyamet günü ile korkut. O gün zalimler için acıyacak ve şefaati kabul olunacak kimse yoktur.

19- Allah gözlerin hıyanetini (ihanet etme) ve kalplerde gizli olanı bilir.

20- Ve Allah hak ile hüküm eder. Ondan gayri ibadet ettikleri şeyler bir şeye hüküm edemezler. Allah işitici ve görücüdür.

21- Onlar arzda seyahat edip kendilerinden evvelkilerin akıbetleri nasıl olduğuna naza (bakma, görme) etmezler mi? Onlar kuvvette ve arzda imarda, bunlardan daha şiddetli idiler. Allah onları günahlarının cezası olarak helak etti. Ve onları Allah’tan vikaye (koruma, gözetme) eden yoktur.

22- Çünkü onlara mucizat (mucizeler) ile resuller gelir ve onlarda küfür ederlerdi. Allah onları helak etti. O kavi-yül şedid –el – ikabdır (cezalandırması şiddetlidir).

23- Biz Musa’yı ayetlerimiz ve hüccet-i kati (kesin delil) ile gönderdik.

24- Firavun ve Haman ve Karun’a. “Bu yalancı sahirdir” dediler.

25- Onlara tarafımızdan hak ile geldiğinde: “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını katledin ve kızlarını hayatta bırakın” dediler. Kafirlerin hileleri ancak dalale (sapıklık, dalalet) gider.

26- Firavun: “Bırakın da Musa’yı katledeyim, o da rabbini davet etsin. Ben onun sizi dininizden tebdil (değiştirme, döndürme) etmesinden veyahut arzda fesat izhar (meydana çıkarma) eylemesinden korkarım” dedi.

27- Musa: “Ben rabbim ve rabbiniz ile hesap gününe iman etmeyen her mütekebbirden (kendini beğenmiş, kibirli) istiaze (Allah’a sığınma) ederim” dedi.

28- Al-i Firavundan imanını ketmeden (saklayan, gizli tutan) mümin bir adam: “Rabbim Allah’tır diyen bir reculi (erkek) katil mi edersiniz ki, o size mucizelerle geldi. Eğer o yalancı ise yalanı kendinedir. Eğer sadık ise onun sizi inzar (uyarma) eylediği şeylerden bazısı size isabet eder. Allah nefsinde müsrif yalancı olanı hidayet etmez.”

29- “Ey kavmim! Bu gün mülk sizdedir ve yeryüzünde kuvvetlisiniz. Eğer bize Allah’ın şiddetli azabı gelirse, bize kim yardım eder?” dedi. Firavun: “Ben sizi ancak reyimi (görüş, fikir) gösteriyorum. Ve sizi ancak reşad (doğru yol, hidayet) yoluna hidayet eyliyorum” dedi.

30- O iman eden: “Ey kavmim! Size eski kavimlerin başlarına gelen azap gibi azaptan korkarım.”

31- Nuh ve Ad ve Semud Kavimleriyle, onlardan sonrakiler gibi azaptan endişe ederim. Allah kullarına zulüm murad etmez.”

32- “Ey kavmim! Ben sizin üzerinize kıyamet gününden korkarım.”

33- “O gün mahşerden geri döndüğünüzde, sizi Allah’tan kurtaracak yoktur. Allah’ın şaşırttığına hidayet edecek mefkuttur (yoktur).

34- “Bundan evvel size Yusuf mucizat (mucizeler) ile geldi. Onun size getirdiği şeyde, vefatına kadar şekte (şüphe) kaldınız. Vefatından sonra: “Allah ondan sonra resul göndermez dediniz. İşte Allah şek ve şüphede olan nefse müsrifi böyle şaşırtır.”

35- “Kendilerine bir hüccet (delil) ve bir burhan (kanıt, delil) verilmemiş olduğu halde, Allah’ın ayetlerinde mücadele edenler, Allah’ın ve müminlerin adaveti (düşmanlık, husumet) büyük olur. Allah işte böyle her mütekebbir (büyüklük taslayan, kibirli) cebbarın (zorba) kalbine mühür vurur” dedi.

36- Firavun: “Ey Haman! Benim için bir kale yap ki, onunla yol bulayım.”

37- “Göklerin yollarından ve Musa’nın ilahına muttali (haberdar olmak) olayım. Ben onu yalancı zannediyorum” dedi. İşte Firavuna fena ameli bu vecihle (şekilde) tezyin (süslü) kılındı ve doğru yoldan men olundu. Firavunun hilesi ancak heder (ziyan olma) olacaktır.

38- İman eden: “Ey kavmim! Bana tabii olun ki, sizi doğru yola götüreyim.”

39- “Ey kavmim! Bu dünya hayatı cüz-i bir istifadedir ve dar-ı karar (karar kılınan yer) ahirettir.”  

40- “Bir fenalık işleyen, ancak misliyle ceza olunur. Erkekten ve kadından mümin olduğu halde, amel-i salih işleyen kimselerdir ki, cennete girerler. Orada hesapsız merzuk (rızıklanma) olunurlar.”

41- “Ey kavmim! Ben sizi necata (kurtuluş) davet eylediğim halde, siz beni cehenneme davet ediyorsunuz. Bu neden?”

42- “Beni Allah’a küfür ve bilmediğim şeyle şirk (ortak) etmeye davet ediyorsunuz. Ben ise sizi galip ve kadir ve mağfiret ediciye davet ediyorum.

43- “Hülasa sizin beni davet eylediğiniz şey, dünya ve ahirette ibadete layık değildir ve nihayet gideceğimiz Allah’tır. Nefislerine müsrifler cehennemliktirler.”

44- “Bu size söylediğim şeyleri yakında tezekkür (hatırlama) edersiniz. Ben emrimi (işimi) Allah’a tefviyz (ısmarlama) ettim. Allah kullarını görücüdür” dedi.

45- Allah onu Firavun cemaatinin mekrinden (tuzak) vikaye (koruma) buyurdu. Ve Al-i Firavuna en fena azap lahik (erişti) oldu.

46- Onlar sabah ve akşam cehenneme arz olunurlar. Kıyamet koptuğu zaman “Al-i Firavunu en şiddetli azaba sokunuz” denilir.

47- Narda (ateşte) hüccetler (deliller) irad (söyleme) eyledikleri zaman, zayıflar rüesaya (reisler, başkanlar): “Biz sizin tabileriniz idik. Siz bizden bu cehennemin bir parçasını olsun def edemez misiniz?” derler.

48- Rüesa (reisler, liderler, başkanlar): “Bizim cümlemiz oradayız. Allah kulları arasında hüküm etti” derler.

49- Cehennemde ve cehennem bekçilerine: “Rabbinize dua ediniz de, bizden bir gün azabı azaltsın” derler.

50- Hazinler (bekçiler): “Size mucizeler ile resuller gelmedi mi?” derler. Onlar da: “Evet, geldiler” cevabını verirler. Hazinler: “Siz kendiniz dua ediniz” derler. Kafirlerin duası ancak kabule nail olmaz.

51- Biz resullerimize ve iman edenlere hayat-ı dünyada (dünya hayatında) ve şahitlerin ikame (ortaya koyma) olundukları günde nusret (yardım) ederiz. 

52- O günde zalimlerin mazeretleri nafi (faydalı) olmaz ve onlara lanet ve en fena ikametgâh vardır.

53- Biz Musa’ya hidayet rehberini verdik. Ve Ben-i İsrail’e kitabı miras kıldık.

54- Erbab-ı akla (akıl erbabı) rehber-i hidayet (hidayet rehberi) ve mevize (öğüt, nasihat) olarak.

55- Sabır et. Allah’ın vaadi haktır. Günahına istiğfar (tövbe) et. Akşamlarda ve sabahlarda rabbinin hamdıyla tespih eyle.

56- Kendilerine verilmiş bir hüccet (delil) olmaksızın Allah’ın ayetlerinde mücadele edenlerin sinelerinde kibirden başka bir şey yoktur. Arzularına erişemezler. Şerlerinden (kötülüklerinden) Allah’a sığın. Allah işitir ve görür.

57- Göklerin ve yerin hâlkı (yaratılışı) insanları hâlkten büyüktür. Velakin nasın (insanların) ekserisi bunu bilmezler.

58- Kör ile gözlü, iman edip amel-i saliha işleyenlerle fenalık edenler müsavi (eşit, aynı) olmazlar. Azıcık düşünmez misiniz?

59- Şüphesiz kıyamet gelecektir. Lakin nasın (insanların) ekserisi iman etmezler.

60- Rabbiniz: “Bana dua edin, size icabet edeyim, benim ibadetimden kibir (büyüklenme) edenler hakir ve zelil olarak cehenneme gireceklerdir” buyurdu.

61- O Allah’tır ki, size rahat edesiniz için geceyi, görüp çalışasınız diye gündüzü hâlk (yaratma) etti. Allah nas (insan) üzerine latif (yumuşak) ve kerem sahibidir. Velakin nasın (insanların) çoğu şükür etmezler.

62- İşte böyle olan Allah rabbinizdir. Her şeyin hâlıkıdır (yaratıcısıdır). Ondan başka ilah yoktur. Ona nasıl iftira edersiniz?

63- Allah’ın ayetlerini inat ile inkâr edenler böyle iftira ederler.

64- O Allah ki, arzı karar mahalli (karargâh) ve semayı tavan yarattı. Ve sizi güzel surette tasvir (en güzel şekilde yaratma) etti ve iyi şeylerden rızıklandırdı. İşte rabbiniz böyle olan Allah’tır. Alemlerin rabbi olan Allah ali (yüce) ve mübarek oldu.

65- O bizzat Hay’dır (diridir). Ondan gayrı ilah yoktur. Ona din-i halis (halis din) ile ibadet edin. Alemlerin rabbine elhamdülillah.

66- Deki: “Ben, bana rabbimden Kur’an geldiği zaman, Allah’tan gayrı ibadet eylediklerinize tapmaktan nehiy (yasaklanma) olundum ve alemlerin rabbine İslam olmakla emir olundum.”

67- “Sizi topraktan sonra nutfeden (meniden) sonra pıhtı kandan hâlk (yaratma) eden Odur. Sonra çocuk olarak rahimden çıkarır. Sonra kemale erersiniz. Sonra ihtiyar olursunuz. Sizden bazılar ihtiyar olmazdan evvel vefat eder ve bazıları da ecel-i müsemmaya (ecel vakti) erişir. Bunlar düşünüp taakkul (akletme) etmeye şayandır (layıktır).

68- Dirilten ve öldüren Odur. Bir emre hükmü la-hak olduğunda ona, “Ol” diye emir eder ve o şey de derhal olur.

69- Allah’ın ayetlerinde mücadele edenleri görmez misiniz ki, nasıl Allah’tan yüz çevirirler.

70- Kitabı ve resullerimizi, onunla gönderdiğimiz dini tekzib (yalanlama) edenler, yakında görürler.

71- Boyunlarına zincirler takılıp çekilirler.

72- Kaynar kokmuş sulara, sonra cehenneme atılırlar.

73- Sonra onlar: “Hani şerik (ortak) ettikleriniz?”

74- “Allah’tan gayrı mabutlarınız (taptıklarınız)” denilir. Onlar da: “Onları kayıp ettik. Belki biz bundan evvel hiçbir şeye ibadet etmiyor imişiz” derler. Allah kafirleri böylece şaşırtır.

75- Onlara: “Bu azap size dünyada haksız yere ferahladığınızdan ve kibirle yürüdüğünüz içindir.”

76- “Cehennemin kapılarından giriniz. Orada ebedi kalacaksınız, orası mütekebbirler (kibirliler) için fena mahaldir (yerdir) denilir.

77- Sabır et. Allah’ın vaadi haktır. Onlara vaatlerimizin bazısını sana ya gösteririz veyahut seni daha evvel vefat ettiririz. Cümlesi bize raci (dönme, dönüş) olurlar.

78- Senden evvel resuller gönderdik ki, onlardan bir kısmının sana kıssalarını nakil ettik. Ve bir kısmının da kıssalarını bildirmedik. Bir resule Allah’ın izni olmadıkça bir mucize getirmek kudreti yoktur. Allah’ın emri geldiğinde hak ile hüküm olunur. O zaman batıl ehli ziyan ederler.

79- O Allah’tır ki, size onlara binesiniz ve onlardan yiyesiniz için en’am denilen hayvanat-ı ehliyeyi (ehil ayvanlar) yarattı.

80- Size onlarda menfaatler vardır. Üzerlerinde, kalplerinizdeki hacetinize (ihtiyacınıza) erişirsiniz. Onlara ve gemilere yüklenirsiniz.

81- Allah size ayetlerini gösterir. Allah’ın hangi ayetini inkâr edersiniz?

82- Onlar arzda seyr-ü sefer (seyahat) edip, kendilerinden evvelkilerin akıbeti nasıl olduğuna nazar (bakmak) etmezler mi? Onlar kuvvet ve arzda asar (eserler) ve imar cihetinden (yönünden) daha kuvvetli idiler. Onların kazandıkları kendilerine, Allah’ın azabına karşı fayda etmedi.

83- Onlara kitaplar ve beyyinat (deliller, şahitler) ile resullerimiz geldiğinde, kendi ilimleriyle ferahlandılar. Ve istihza (alay etme) eyledikleri azap onlara lahik (ulaştı, kuşattı) oldu.

84- Şedid (şiddetli) azabımızı gördüklerinde: “Yalnız biz Allah’a iman ettik. Evvelce Ona şerik (ortak) eylediklerimize küfür eyledik” derler.

85- Azabımızı gördüklerinde imanları onlara nef’i (fayda) etmedi. Allah’ın eskiden beri geçen kullarında sünneti budur. O zaman kafirler ziyan ettiler.          

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir