29 Tem 26 - Çar 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Tartışmada Edep

Tartışmada Edep

Tartışmanın amacı galip gelmek değil, gerçeğe yaklaşmak onu belirgin kılmak muhatabı ona yaklaştırmak olmalıdır. Ancak itikadi meselelerde (inanç esaslarında) tartışmak, alelade bir fikir teatisinden çok daha hassas bir zemindir. Çünkü burada konu şahsi görüşlerimiz değil, dinin esasıdır, özüdür. Dolayısıyla bu alandaki fikir alışverişinde riayet edilmesi gereken edep de katbekat artar.

Sağlıklı bir tartışmayı itikadi adapla harmanladığımızda gözetilmesi gereken temel ilkelerin bir kısmı şunlardır:

Cevap vermek için değil, anlamak için dinleyin: Karşınızdaki konuşurken bir sonraki cümlenizi kurmaya odaklanıyorsanız, ortada bir diyalog yok demektir. İtikadi meselelerde kulaktan dolma bilgilerle hücum etmek veya savunmak yerine, muhatabın şüphesini veya nereden yanlış anladığını kavrayacak bir tefekkürle dinlemek esastır. Sağlıklı bir dinlemeyi gerçekleştiremiyorsanız, hazır klişelerle muhatabınızı işaretliyorsanız bundan sıyrılmadan görüşmeyi devam ettirmeyin.

Aşırılıktan kaçının: Ne kolayca tekfir edin ne de sınırları belirsizleştirin: İtikadi tartışmalardaki en büyük tehlike iki uç noktadır. Bir yanda, en küçük fikir ayrılığında muhatabını kolayca dinden çıkmış sayan (tekfir) veya sapkınlıkla suçlayan acımasız üslup vardır ki; ehli sünnet alimleri “zarurat-ı diniyyeyi” (dinin açık ve kesin hükümlerini) inkar etmeyen kimseyi dinden saymamayı esas almıştır. Diğer yanda ise, dinin açık ve bağlayıcı sınırlarını yok sayarak her türlü batıl görüşü, küfrü veya dalaleti İslami bir yorum gibi görüp herkesi ve her fikri Müslüman sayma gevşekliği yer alır. Hakiki edep; açık batıla batıl, küfre küfür diyebilmek ancak bunu yaparken şahısları hedefe koyup yargıçlığa soyunmak yerine, fikrin ve çizginin yanlışlığını açık bir şekilde ifade etmektir.

Ses tonunuzu değil, delilinizin gücünü artırın: Yükselen ses tonu bir fikri haklı kılmaz. Cenab-ı Hak, Hz. Musa ve Hz. Harun’u firavuna gönderirken bile “Ona yumuşak söz söyleyin” (Tâhâ, 44) buyurmuştur. İslami tartışmanın üslubu kavga değil; hikmet, delil ve güzel öğüttür (Nahl, 125). Yumuşaklık ve muhatabı kazanma hedefidir. Bu manada Kendinizi kontrol edemeyecekseniz, nefsinizi aradan çıkaramıyorsanız tartışmayı durdurup çekilin.

Yanılma cesareti ve samimiyet gösterin: Tartışmalarda nefsi aradan çıkarmak şarttır. İmam Şafii’nin şu sözü bu adabın mihenk taşıdır: “İsterim ki muhatabımla yaptığım tartışmada hakikat onun lisanından tecelli etsin.” Mesele ego tatmini değil, hakikatin ortaya çıkması ve kabullü olmalıdır.

Faydasız “cidaldan” kaçının: Derinliği olmayan, sırf muhatabını bastırmak için yapılan kısır çekişmeler kalbi karartır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Haklı bile olsa tartışmayı bırakan kimseye cennetin kenarında bir köşk verileceğine kefilim” buyurarak, nefsi itişmelerden uzak durmayı öğütlemiştir.

Nihayetinde bir tartışmadan elinizde derinleşmiş bir marifetle ayrılıyorsanız, Hak bildiğinizi usulünce muhataba izah edebildiyseniz, Tekrar görüşme imkanlarını özenle koruyarak sonlandırmayı başardıysanız kazanan sizsinizdir. Eğer niyet hakikati apaçık ifade etmek ve ona davet değil de ikna çabası altında nefsini doyurmak muhatabı baskılamaksa, böylesi kazanılmış gibi görünen hiçbir tartışmanın hükmü yoktur.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir